PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Arılar..


Mehmet Ali Karaipek
05-05-2010, 01:10
Çok güzel bir bahar gününde küçük arı kovanından çıkmış. Her zamanki gibi görevi bahçe bahçe gezip çiçek böcek gezerek vızır vızır uçarak gerekli nektarı toplayarak o çiçekten o çiçeğe polenleri götürmek, kendi yuvası için de çalışmakmış. Hızla o çiçekten bu çiçeğe konuyor, bu bahçeden o bahçeye uçuyor, neşe içinde ama gayretle işini yapıyormuş. Arkadaşları ile her zaman uğradığı bahçede gene bir çiçeğin üzerine konmak üzereyken, bir koku duymuş. Bu koku bayağı kötü bir kokuymuş. Allah allah ne oluyor diye etrafına bakmaya başlamış. Çiçeğin hemen altında yerde bir tane böcek yuvarlanıp duruyormuş. Yavaşça aşağıya inmiş dikkatlice bakmış. Bu böceğin bir ossuruk böceği olduğunu fark etmiş. Arı, ossuruk böceğinin yanına yaklaşarak, "böcek kardeş, çok kötü kokuyor burası, böyle yuvarlanıp dururken çok kötü bir koku çıkartıyorsun" demiş. Ossuruk böceği "yoo hayır. ben koku falan çıkartmıyorum. Burada duruyorum. İşimi yapıyorum. Hem ben kokmuyorum" demiş. Arı üstelemeden işine dönmüş ancak dayanılacak gibi değil. Neyse demiş, arkadaşları ile kovanına geri dönmüş. Belki yarın gitmiş olur bahçeden diye düşünmüş. Ertesi gün arkadaşları ile bahçeye geldiğinde kokuyu gene hissetmiş, gidip aynı çiçeğin altına baktığında ossuruk böceği orada duruyormuş. Bu sefer yanına bir arkadaşı daha gelmiş. Arı gene osuruk böceğine bu bahçe güzel kokulu bir çiçek bahçesi, hem ben çalışırken işimi yaparken rahatsız oluyorum sizin kokunuzdan, uzaklaşın buradan demiş. Ama ossuruk böcekleri hadi oradan biz kokmuyoruz, hem burayı çok sevdik biz. İstediğimiz yerde de dururuz demişler. Çok istiyorsan sen git demişler. İki kişi olunca birbirlerinden de güç almışlar. Arı gene tamam demiş, nasıl olsa sıkılırlar demiş, arkadaşları ile kovanına geri dönmüş. Gel zaman git zaman arının arkadaşları bu bahçeden uzaklaşmaya, bahçeye nadiren uğramaya başlamışlar. Arı bu en sevdiği bahçeden arkadaşlarının gitmesine çok üzülüyormuş. Günün birinde gene uğradığı bu bahçede ossuruk böceklerinin sayısının giderek arttığını fark etmiş. Bahçe artık eskisi gibi çiçek kokmuyormuş Buram buram bir kötü koku yayılıyormuş. Arı zorlukla uçuyormuş bu koku sebebi ile. En sonunda ossuruk böceklerinden birinin yanına yaklaşarak, bu kadar koku yaymayın artık. Bahçenin bütün güzelliğini, bütün çiçek kokularını mahfettiniz. Neredeyse artık hiç çiçek kokusu duyulmuyor sizin kokunuz yüzünden demiş. Ossuruk böceği, o kadar palazlanmışki ve etrafındaki arkadaşlarına o kadar çok güveniyormuş ki "hadi oradan, istediğimiz yerde dururuz, istediğimiz kokuyu çıkartırız" demiş. Arı bu sefer çok sinirlenmiş ve hızla ossuruk böceğine yaklaşarak iğnesini ona saplamış. İğnesini sapladığı gibi kendisi de yere yığılıvermiş. Arı iğnesini kaybettiği için can çekişiyormuş. Ossuruk böceği bir acı ile bağırmaya başlamış. "Bu arı beni soktu. Çok kötü bir şey yaptı. Ben gidiyorum bu bahçeden. Canım çok yandı" demiş. Bunu duyan diğer arkadaşları "Nereye gidiyorsun. Olur mu öyle şey. Biz daha buradayız. İstiyorsa o gitsin. Bak o suçlu hem. Sana iğnesini batırdı." demişler. Arı yerde can çekişirken şöyle bir etrafına bakmış. İçinden demiş ki "Buralar gerçekten kokuşmuş artık. Ancak sizin kokunuz varsa benim de iğnem var. Bundan sonra her koku çıkarttığınızda iğnemi hatırlarsınız herhalde." Küçük arı düştüğü yerden bir daha kalkamamış. O gün bugündür küçük arının arkadaşları ara sıra çiçek bahçesine uğrayarak, hala o çiçek kokularını içlerine çekmeye çalışırlar. Hala Ossuruk böceklerinin kokusunun arasında bazı çiçeklerin kokusu duyulur. Ve hala bazı küçük arılar ossuruk böceklerinden bazılarına iğnelerini saplayarak kendilerini feda etmektedirler.

Mehmet AYTAŞ
05-05-2010, 02:28
çok Güzel Bir Hikaye
Anlayana Davul Zurna Timsali Paylaşım Için Teşekkürler Mehmet Ali Abi
Saygı Ve Sevgilerimle

Mehmet Ali Karaipek
05-09-2010, 17:50
Kavak Ağacı ile Kabak
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Barış ÇAMDİBİ
05-09-2010, 21:46
Fevkalede bır anlatım abı vallahı ınce mesajlar ıceren ve dusunduren bır kıssadan hısse paylaşım için sagol MEHMET abı

Emre ERGİN
05-09-2010, 22:23
Çok güzel hikayeler çok anlamlı,

Yener ARMAN
05-09-2010, 23:28
yazılarınız mahtabını direk bulsaydı bence daha anlamlı olurdu ,hem ossuruk böcekleri hemde kedilerini feda eden fedakar arılar meydana cıkardı öyle degılmı mehmetali abi,,,

Zekai KARAKAŞ
05-09-2010, 23:57
güzeldi elinize saglık