PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Adalet


Mustafa BASUT
02-28-2010, 19:24
Adalet

İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.
Durum Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti:
- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz.
Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar:
Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş.
Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş:
- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş.
Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.

Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar:
Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister;
- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der.
Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:

- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar.
Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir.
Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler:
- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.

Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

Güven SANCAK
02-28-2010, 20:01
Sevgili Mustafa Kardeşim , güzel paylaşımın için teşekkür ederim. Bunun gibi yüzlerce hikaye daha sıralamak çok zor olmasa gerek. Keşke günümüzde de böyle olabilseydi...

Not : Burada bana sanki uyumsuz gibi gelen bir nokta var ki, o da , ''Hazreti Fatih'' ifadesi. ''Sultan Fatih'' ''Fatih Sultan Mehmet '' v.s sanki daha uygun olurdu. Belki de yanlış değildir ancak, bana okurken abes gibi geldi...

Mustafa BASUT
02-28-2010, 20:10
Aslında bencede öyle Güven Abim düzeltiyorum ve dediğin gibi keşke.

Mustafa BASUT

Yüksel ÖZTİN
03-01-2010, 00:34
Mustafa paylaşım çok güzel ellerine sağlık ama bence sen konunun başlığındanda (Adalet)anlaşılacağı üzere hala site yönetimine tepki gösteriyorsun.Bence bu polemiği bırak artık bu sitede böyle şeyler pek hoş karşılanmaz.Kaldı ki Atatürke saygısızlık yapılacak en son yer bu sitedir. Ben başka bir sitede bizim derneğimiz hakkında ileri geri konuşanlar için bu sitede bir topik açtım ve dilimin döndüğünce ileri geri birşeyler yazdım,topiğim silindiği gibi Mehmet Ali KOÇ ağabeyim beni cep telefonumdan aradı ve yaptığımın yanlış olduğunu bu sitenin kuşlar hakkında paylaşımların yapıldığı bir site olduğunu ve böyle davranarak camiamıza zarar verebileceğimi söyledi.Bende büyüklerimin sözüne hak verdim ve hiçbir polemiğe girmedim. Benim nacizane düşüncem sende öyle yap. Sevgiler,saygılar.

Erol KARAOĞLU
03-01-2010, 00:41
Çok güzel bir paylaşım olmuş emeğine sağlık,teşekkür ederim.

Mustafa BASUT
03-01-2010, 09:38
Mustafa paylaşım çok güzel ellerine sağlık ama bence sen konunun başlığındanda (Adalet)anlaşılacağı üzere hala site yönetimine tepki gösteriyorsun.Bence bu polemiği bırak artık bu sitede böyle şeyler pek hoş karşılanmaz.Kaldı ki Atatürke saygısızlık yapılacak en son yer bu sitedir. Ben başka bir sitede bizim derneğimiz hakkında ileri geri konuşanlar için bu sitede bir topik açtım ve dilimin döndüğünce ileri geri birşeyler yazdım,topiğim silindiği gibi Mehmet Ali KOÇ ağabeyim beni cep telefonumdan aradı ve yaptığımın yanlış olduğunu bu sitenin kuşlar hakkında paylaşımların yapıldığı bir site olduğunu ve böyle davranarak camiamıza zarar verebileceğimi söyledi.Bende büyüklerimin sözüne hak verdim ve hiçbir polemiğe girmedim. Benim nacizane düşüncem sende öyle yap. Sevgiler,saygılar.
Aynen dediğiniz gibi olacak Yüksel Bey teşekkür ederim uyarınız için .

Erhan DOĞANBEY
03-01-2010, 12:29
Sevgili Mustafa Kardeşim , güzel paylaşımın için teşekkür ederim. Bunun gibi yüzlerce hikaye daha sıralamak çok zor olmasa gerek. Keşke günümüzde de böyle olabilseydi...

Not : Burada bana sanki uyumsuz gibi gelen bir nokta var ki, o da , ''Hazreti Fatih'' ifadesi. ''Sultan Fatih'' ''Fatih Sultan Mehmet '' v.s sanki daha uygun olurdu. Belki de yanlış değildir ancak, bana okurken abes gibi geldi...

HAZRET Kelimesini bir tv programında söyle açıklamışlardı.Arapça kökenli bu kelime bugün kullandığımız saygı sözü olan bey anlamına denk geliyor demişlerdi.İsmin önüne gelerek kişiye bir saygınlık katmak için.Tabi biz bunu hep Hazreti Muhammed, Hz.Ali gibi duyduğumuzdan peygamberlere özel bir tanımlama gibi biliyoruz.
Aklımda kalanıyla böyle birşeydi işte...

Mustafa BASUT
03-01-2010, 12:53
Bazen ismin sonunada konabiliyor ...... Hazretleri gibi ama dediğiniz doğru ,tam olarak bilmediğim için benden bu kadar.

Mustafa BASUT

İlhan CAN
03-01-2010, 16:16
Keşke adelet imiz o günki gibi adil olsa ve insanlar huzur içinde olup kendi adletlerini kullanmak zorunda kalmasa. ama şu günün şartların da yasalarımız çok yanlış ve adil deil.

Birol BEKTAŞ
03-01-2010, 17:20
Paylaşım için teşekürler .O zamanlar doğruluk çok aşikar bir şekilde görünüyormuş .Şimdi ise görünmemesinin sebebi doğruluk ölmüş.Bilmiyorum belki tatile çıkmıştır....